İtalyanın Göz Bebeği ROMA!


CİAO!



Romaya gitmek için en iyi zaman ilkbahardır. Bizde tercihimizi bu mevsimden yana kullandık gezdik tozduk Romanın altını üstüne getirdik ve sizlere anlatacak bir sürü bilgi biriktirdik. Öncelikle bu mevsimde bir gezi planlıyorsanız yanınıza bir yağmurluk almanızı öneririm. Hava sıcaklık olarak çok güzel görünsede yağmur sizi her an her yerde yakalayabilir. Bu uyarımı yaptığıma göre bir diğer önemli konumuz ulaşım meselesine geçelim.


ULAŞIM


Her yazımda olduğu gibi bunda da ilk olarak internetinizin olduğu yerde yapmanız gereken Roma haritasını Google map uygulamasından indirmek olmalı. 

Uçak ile ulaşım sağladığınız zaman Leonardo da Vinci Havaalanına iniyorsunuz. Pasaport kontrolü sonrasında sizi yönlendirebilecek tabelalar bulunuyor yani bize göre gayet kolay bir havalimanıydı. İtalyanca anlayamam derseniz neredeyse her yerde İngilizce karşılıkları yazıyor. 

Eğer şehir merkezine ulaşım sağlayacağınız aracı öncesinde ayarladıysanız biletinizde otobüsünüzün hangi terminalden kalktığına bakmalısınız. Havalimanı dışına çıkmanızı sağlayacak tabelalar ile gitmek istediğiniz terminale yönelebilirsiniz. Bilet almadıysanız yine terminal dışında bilet satan gişelerden nereye istiyorsanız bilet alabilirsiniz. Ya da taksi kullanabilirsiniz tamamen sizin tercihinize kalmış. Biz her zaman ekonomik olandan yanayız. Her firmaya göre fiyatlar değişiklik gösterebilir. Terminalinizi bulduysanız sıra otobüs durağınızın yazdığı perona gitmekte. Onuda bulduysanız ekranlarda otobüsünüzün kaçta geleceği kaçta kalkacağı her şey yazıyor olacak. 

Genelde Roma Termini ( roma terminali) tercih edildiği için bu örnek üzerinden devam edecek olursak otobüslerin gittiği merkez bölge tam olarak burasıdır. Biz valizlerle ordan oraya dolanmak istemediğimiz için Termini bölgesinden bir otel tercih ettik. Çünkü buradan Floransa ile devam edeceğiz. Tren ile ulaşım sağlayacağımız için buradan kolay bir ulaşım sağlamak istedik. Sizde böyle stratejik planlar yapabilirsiniz. Çünkü Roma'da her yer yürüme mesafesinde!

Roma Pass hakkında bir kaç şey söylemek isterim çünkü bahsedeceğimiz bazı yerleri kapsıyor ve işinize yarayabilir.

Roma Pass, Roma müzelerine giriş kartıdır. Aynı zamanda ulaşım hakkı sağlayan bir şehir kartıdır. Bu kartı havaalanı dahil bir çok yerden temin edebilirsiniz. Şehir içinde tabacco yazan gazete bayilerinde dahi bulabilirsiniz. 48 ve 72 saatlik iki seçeneği bulunuyor. Kartlar ilk kullanımdan itibaren kaç saatlikse o süre boyunca geçerli oluyor. 

48 SAATLİK ROMA PASS

32 EURO.

Tercih edeceğiniz bir müzeye ücretsiz giriş hakkı. 

Kentin tamamı için toplu taşımadan ücretsiz yararlanma. ( Havaalanı hariç )

Sergiler ve turistik yerler için indirimli bilet fırsatı.


72 SAATLİK ROMA PASS

52 EURO.

2 Müze için ücretsiz giriş hakkı.

Ve diğeri için geçerli olan her şey bu kart içinde geçerli. 


Colosseo (rezervasyon gereklidir), Mercati di Traiano, Musei Capitolini, Museo dell'Ara Pacis dışında çoğu müze genellikle Pazartesi günleri kapalıdır. Neredeyse tüm müzeler normalde 25 Aralık, 1 Ocak ve 1 Mayıs tarihlerinde de kapalıdır. Resmi internet sitelerinden açılış saat ve günlerini önceden kontrol etmenizi tavsiye ediyorum. 

Aşağıdaki müzeler de kartsız giriş ücretsizdir: Accademia Nazionale di San Luca, Museo Carlo Bilotti a Villa Borghese, Museo della Repubblica Romana e della memoria garibaldina, Museo delle Mura, Museo di Casal de' Pazzi, Museo di Scultura Antica Giovanni Barracco , Museo Napoleonico, Museo Pietro Canonica ve Villa Borghese, Villa di Massenzio.


Bu konuda anlaştığımıza göre gezmeye başlayalım.


Bizim gezilerimizi bilen bilir ilk gün her zaman keşif zamanıdır ve bu keşif öyle geniş olur ki bütün şehri öncesinde bi görürüz. Gezip gördüğümüz ve gerçekten bu kadar sevilmesinin nedenini görünce çok daha iyi anladığımız yer Roma. Buyrun!


TREVI FOUNTAIN 





Bizler tarafından Aşk Çeşmesi olarak nitelendirilen fakat ismi ile yakından uzaktan alakası olmayan bu çeşmeye farklı farklı anlamlar yükleniyor. Milyonlarca turist her sene bu çeşmeyi görmeye ve dilekler dilemeye geliyor, biz o kalabalığı gördükten sonra bu bilgiye canı gönülden inanıyoruz. Çeşmeye omzunuzun üzerinden bir tane bozuk para atıp dilek dilerseniz Romaya tekrar geleceğiniz, iki bozuk para atarsanız size şans getireceğine inanılıyor. Hatta bu paraları sağdan veya soldan attığınız zaman gerçekleşecek dilekler değişiyor. Soldan atılırsa şans, sağdan atılırsa aşk getiriyor şeklinde inançlar var. 



Ama bizim için bu çeşmeyi asıl önemli kılan üzerinde bulunan heykeller ve bunların ne anlattıkları olduğunu düşünüyorum. Çeşmenin bulunduğu meydana çıkan üç yol var ve TRE-Vİ İtalyancada üç anlamına geliyor. Çeşmenin tam ortasında yer alan heykel Posedion, yanlarındaki heykeller ise bereket ve sağlık tanrıçasını temsil ediyor. Yine merkez kısmında iki triton arasında Tanrı Neptün heykeli bulunuyor. Roma mitolojisinde Neptün, su ve denizlerin tanrısıdır. Yunan mitolojisindeki karşılığı Poseidon'dur. Neptün heykelinin iki yanında biri uysal diğeri agresif ve onları tutan tritonlar yer alır. Çeşmenin tepe kısmında 4 adet daha heykel bulunuyor. Bu heykeller bereket ve doğa ananın cömertliğini temsil ediyor. Verdiğim bilgileri okurken bir yandan fotoğrafa bakarsanız tam olarak anlayacaksınız. Böyle biraz karmaşık göründüğünün farkındayım dostlar.



Bence Roma'nın görülmesi gereken en önemli yapılarından birisi bu ve bu yüzden yazımızda güzeller güzeli Aşk Çeşmesine geniş bir alan verdik. İlla önünde harika bir fotoğrafım olsun istiyorsanız sabahın köründe ziyaret etmenizi öneririm çünkü diğer türlü koca bir insan yığınını aşmak için küçük bir Survivor yaşayabilirsiniz. Tepeden sakin sakin ve bir şey yiyip içmek zorunda kalmadan izlemek isterseniz çeşmenin tam karşısıda Benetton mağazasının üst katına çıkabilirsiniz. Bu da benden minik bir tavsiye olsun.



SPANISH STEPS (İSPANYOL MERDİVENLERİ)




İsmini ispanyol merdivenlerinden alan Piazza di Spagna meydanında bulunan bu uzun merdivenlere neden İspanya merdivenleri demişler diye kara kara düşünmeye gerek yok. Sebebi İspanya büyükelçiliğinin dibinde bulunması yani çokta bir anlam yüklememek gerekiyor. Meydanın tam ortasında Barok döneminin başlangıcına uzanan ve Pietro Bernini ve oğlu Gian Lorenzo Bernin tarafından yapılan Fontana della Barcaccia bulunmaktadır. Merdivenlerin hemen karşısında ünlü bir alışveriş caddesi olan Via Condotti var. Basamakları tırmandıktan sonra karşısınıza Trinita dei Monti Kilisesi çıkıyor. Toparlamak gerekirse ispanyol merdivenleri, ispanya meydanı ve kilise arasında kalıyor. Kilisenin merdivenlerinde muhteşem Roma manzarasını izleyebililir ve merdivenlerde bir şeyler yiyip içebilirsiniz. 


PIAZZA DI POPOLO 






Piazza di Popolo ve ispanyol merdivenlerinde bahsi geçen her yer Campo Marzio bölgesi olarak geçiyor.

Halk meydanı anlamına gelen ve Roma'nın en büyük meydanı olan bu yer ismini Santa Maria del Popolo kilisesinden alıyor. Roma’nın en popüler parklarından biri olan Borghese Park’ın hemen yanında bulunmaktadır. Üç kilise ile çevrili olan meydanın en bilindik yeri, şüphesiz Mısır’dan getirtilen Dikilitaş’tırMeydanın en önemli yapılarından biri olan Obelisk (Dikilitaş)’in M.Ö 1300 yılında yapıldığı söylenmekte ve Heliopolis’te (Mısır) bir güneş tapınağı olarak biliniyormuş. Önceleri bu meydanda halka açık idamlar gerçekleştirilsede şimdilerde yeni yıl kutlamaları ve konserler yapılıyor. Ve yine meydanın belirli bölgelerinde Acqua Vergine Nuovo, Fontana del Nettuno ve Fontan dell' Obelisco olmak üzere üç adet çeşme bulunuyor. Meydanın kuzey tarafında Porta del Popolo adında oldukça popüler bir kapı bulunmaktadır. Ayrıca meydanda ziyaret edebileceğiniz Leonardo da Vinci müzesini görebilirsiniz. Müze 10:00 20:00 saatleri arasında açık ve ücretli bilginize.


PANTHEON 




Trevi Çeşmesinden sonra bize göre görülmesi gereken en görkemli yapı budur. Tanrıların Tapınağı anlamına gelen Pantheon tüm Roma yapıları içerisinde en iyi korunmuş olanıdır. 7. yüzyıldan itibaren kilise olarak kullanıyor ve Romada ki en eski beton kubbeli binadır. İçeri girip kafanızı kaldırdığınızda 43 metre çapında bir kubbe göreceksiniz. Bu kubbenin ortasındaki boşluğa Oculus (göz) ismi veriliyor. Boşluktan yağmur yağdığında su girmiyor gibi bir inanç olsa da tabiki böyle bir şey mümkün değil. Ama giren su nereye gidiyor derseniz yerlerde minik delikler var tam olarak bunun için yapılmış.

Pantheon’un bir Hıristiyan kilisesine dönüştürülmesinin ardından bu yapı, ressam Raphaelbesteci Arcangelo Corelli ve mimar Baldassare Peruzzi gibi Rönesans isimleri için bir mezar yeri olmuş. 1878’de ölen ve 6. yüzyıldan beri İtalya’nın ilk kralı olan Vittorio Emanuele II de dahil olmak üzere birçok hükümdar da bu dini yapı içerisinde gömülüdür.

Tapınağa bakarken 'MAGRIPPAL COSTERTIVM FECIT' ne demek acaba diye düşünebilirsiniz. Anlamı "Luis'in oğlu Marcus Agrippa tarafından III. konsüllükte yapılmıştır." demek oluyor.

Kapısındaki uzun kuyruklar hiç gözünüzü korkutmasın çok hızlı ilerliyor ve maksimim 5 10 dakikada içeride oluyorsunuz. Giriş ücretsiz. Ama ziyaretçilerin bilmesi gereken şeylerden biri giydiğiniz kıyafetlere dikkat etmeniz yani şort vb açık kıyafetlerle içeri girmenize izin verilmiyor.

Ayrıca Pantheon'un önünde ki meydanda yer alan Pantheon Çeşmesi üzerinde Mısır'dan getirilen II. Ramses'in dikilitaşı bulunmaktadır.


PIAZZA NAVONA


Romada bulunan göz alıcı meydanlardan bir taneside Navona meydanıdır. MS 1. yüzyılda savaş arenasının bir parçası olarak inşa edilmiştir. Antik Roma döneminde halkın savaş ve mücadeleleri izlemek için gittiği Circus Agonalis isimli savaş arenasının açık hava mücadelelerinin gerçekleştiği kısım olarak kullanılmaktaydı. 




Meydanda tabi ki dikkat çeken eserler çeşmeler oluyor. Meydanın tam ortasında en ünlü çeşme olan Fontana dei Quattro Fiumi ( dört nehir çeşmesi) bulunuyor. Bu çeşme Bernini tarafından tasarlanmış ve dünyanın dört büyük ırmağı olan Nil, Rio de la Plata, Ganj ve Tuna'dan ilham alınmıştır. Heykellerden elinde kürek olan Asya kıtasını temsil eden Ganj nehrinin tanrısıdır ve kürek ile bu nehrin deniz trafiğine uygunluğuna işaret edilmiş. Kafasına kumaş kaplanmış olan heykel Afrikayı temsil eden Nil nehrinin tanrısıdır ve heykelin kafa kısmındaki bu gizlenmişlik ile Nil nehrinin kaynağının net bilinmemesi ilişkilendirilmiş. Papanın armalarına dokunan heykel Avrupa kıtasını temsil eden Tuna nehrinin tanrısıdır ve bu nehir hristiyanlığın kalbine en yakın nehir olduğu için bu şekilde tasvir edilmiş. Son olarak yılan gördüğü için korkmuş bir ifadede olan heykel Amerika kıtasını temsil eden Rio de la Plata tanrısıdır ve yüzündeki ifade ile Amerikadaki zenginlerin paralarının çalınmasından korkmalarına atıfta bulunulmuştur.     Bu kadar bilgiden sonra bir de diğer çeşmelere bakalım.

                                                                                                                          FOUNTAIN OF THE MORO

                                                                                                                       FOUNTAIN OF THE NEPTUN


Kuzey ve Güney kısımlarında iki çeşme daha var. Bunlardan güney kısmında kalan del Moro kuzeyde yer alan ise Neptün çeşmesidir.  Bugün meydanın yayalara ayrılmış olan kısmı stadyumun oyun alanını, etrafındaki binalar ise stadyumun tribünlerini oluşturuyormuş. 


COLOSSEUM 




Size buradaki her yapıyı tek tek nasıl anlatırım bilemiyorum eğer ki giderseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Görüp görebileceğiniz en büyük alan resmen Romanın içinde ayrı bir şehir Kolezyum ve çevresi. 

Flavian Amfitiyatosu olarakta bilinen bu devasa yapının yerinde önceleri İmparator Neron'un sarayı bulunuyormuş fakat ardından gelen imparator Vesapasion kolezyumu inşa etmiştir. 

En önemli özelliklerinden biriside takdir edersiniz ki kendisi dünyanın yedi harikasından biridir.

Colesseum adı ise muhtemelen binanın yanında duran İmparator Nero'nun devasa bronz heykelinden geliyor.

Yapılış amacı gladyatör dövüşleri hayvan avı tiyatro ve eski savaşların temsili gösterilerini yapmak ve halka muhteşem bir gösteri sunmaktı. Beklenildiği gibi de olmuş halk tarafından oldukça sevilmiş. Kolezyum en uzun sıra bekleyebileceğiniz yer bana göre ama sıra beklemek istemiyorsanız bunlar için bazı çözümler bulunuyor. Biletlerinizi internetten alabilirsiniz. Ya da Roma Pass ile öncelikli geçiş hakkı kazanabilirsiniz. Bir seçenekte tur gruplarına katılmak olabilir. Antik Roma bölgesi olarak geçen bu yer Kolezyum, Forum ve Palatino Tepesi'ni kapsıyor. Her yeri en ince ayrıntısı ile görüp gezeceğim diyorsanız burası çok büyük bir alan ve bir gününüzü ayırmanız gerekebilir. 

Bilet fiyatları gezi şekline göre değişiklik gösterebiliyor. Direkt olarak kendi sitesinden biletlerinizi alabilirsiniz. Pazartesi- Cumartesi 09:00 19:15 aralığında ziyaret edebilirsiniz. 


ALTAR OF THE FATHERLAND (Ulusun Mihrabı)




Bana göre beyaz mermerin en güzel şekilde kullanıldığı anıttır nokta. Vittorio Emanuele II. abidesi ya da II. Vittorio olarak adlandırılan bu yapı Venedik meydanı ve Capitoline tepesi arasında yer alıyor. Mussolini döneminde karargah olarak kullanılan binanın balkonu Mussolininin halka hitap ettiği yerdir.  Abidenin iki yanında dört atlı araba üstünde II.Emanuele'nin kanatlı halini, ortadaki heykel ise at üstünde komutan halini tasvir eder. Romanın çoğu noktasından görülebilir yükseklikte ancak dilerseniz abidenin üzerinden Romayı'da izleyebilirsiniz. Dışarıdan merdivenleri ve sütunları seyrettikten sonra arka tarafta bulunan asansör ile terasa çıkabilirsiniz. Abidenin içersinde Museum of the Risorgimento adında bir müze var ve ücretli. Müzede Roma tarihi için önemli  şahsiyetlerin büstleri şahsi eşyaları savaş hatıraları ile Romayı anlatan önemli resimler bulunuyor. Ve ayrıca belirtelim. Asansör ile teras keyfi yapmakta ücrete tabidir. Bir bilgi daha verip kaçıyorum. Kesinlikle akşam burayı görmelisiniz. 


VATİKAN




Evet yürüye yürüye başka bir ülkeye gidelirsiniz. Bahsi geçen bu ülke dünyanın en küçük yüzölçümü ve nüfusuna sahip bağımsız bir ülke olan Vatikan. Küçük olması önemsiz olduğu anlamına gelmiyor tam aksine özellikle hristiyanlar için oldukça önemli bir ülkedir. Bunun sebebi Vatikanın Hristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olarak biliniyor olması. Yüksek duvarlar ile çevrili ve oldukça iyi korunuyor. Burada devlet başkanı Papa'dır ve Papa'nın sözleri yasa olarak kabul edilir. Rönesans denildiğinde akla gelen ilk isimlerden Bernini, Michalengelo Boticelli ve Rafello gibi sanatçılara ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Vatikan müzesinde bu ünlü sanatçıların eserleri sergilenmektedir. Sanat ile dolu bir Vatikan gezisi için görmeniz gereken bir diğer yer ise SİSTİNE ŞAPEL. Bahsi geçen sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Şapel, Michelangelo’nun muhteşem freskleri de dahil olmak üzere tamamen sanat eserleriyle kaplıdır. Barındırdığı sanat eselerinden en azından birini mutlaka duymuşsunuzdur.Vatikan Müzesi’nde birtakım kıyafet kuralları ve yasaklar uygulanmakta ve ziyaretçilerin bunlara riayet etmeleri istenmektedir. Ayrıca Vatikan Müzesi koronavirüs salgını nedeniyle maskesiz girişleri kabul etmemektedir. Müzeye maskeyle girilmekte ve gezilmektedir. Ayrıca müze girişinde ateş kontrolü yapılmaktadır. Giriş ücreti bize biraz abartı geldiği için girmeyi tercih etmedik açıkçası. Ama siz paraya kıyanlardansanız buyurun kapılar sizin için sonuna kadar açık. 



GARDEN OF THE VİLLA BORGHESE 





İçerisinde Borghese Galerisini barındıran ingiliz tarzı bahçeleri ile ünlü yer. Önemli olan bir nokta bu galeriye önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Ziyaret sürenizin 2 saat olduğunu ve rezervasyon saatinden en az yarım saat önceden galeride olmanız gerektiğini belirtmek isterim. Ayrıca Roma pass kart Borghese galerisi için geçerli ancak ücretsiz olsa da online olarak rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. 
Biletler ve rezervasyon için borghese.gallery sitesine bakabilirsiniz.







Galeride görmeniz gereken ve en çok dikkat çeken eserlerden biri 'Pauline Bonaporte' Antonio Canovanın bu eseri sanki mermer üzerine değilde yumuşak bir mindere uzanır gibi görünen kusursuz bir heykel. Diğer önemli eser 'The Sleeping Hermaphrodite' Tarihteki ilk çift cinsiyetli tasvir olayını yansıtan bu heykel ilk bakıldığında çıplak bir kadını temsil ediyor gibi görünüyor fakat önden yürüdüğünüzde heykelin hem kadın hem erkek özelliklerini barındırdığını görüp minik bir şok yaşayabilirsiniz. Bu figür doğrudan klasik mitolojiden geliyor dilerseniz internetten hikayesine bir göz atabilirsiniz. Galeride göreceğiniz diğer eserler şu şekilde; Bernini'nin Davud heykeli, yine Bernini tarafından yapılmış Apollo ve Daphne, Rape of Proserpina heykelleri. Bunların yanında bir çok ünlü tablolarda göreceksiniz. Büyüsü kaçmasın diyelim ve kısa kısa bahsederek devam edelim. 



Burada turist kalabalığından biraz uzaklaşıp uzun yürüyüşler yapabilir, dilerseniz bisiklet kiralayıp gezebilirsiniz. Ağaçlara bakarsanız çok tatlı bir papağan türünü görmeniz mümkün. Bunlar dışında gölde sandal ile gezenlere de özenebilirsiniz. Özellikle gün batımını burada geçirmenizi tavsiye ederim öyle güzel görüntüler yakalıyorsunuz ki mest olacaksınız. Burası resmen şehrin içerisinde saklı bir cennet. Parkın en dikkat çekici alanı Pincio bahçeleri. Oldukça geniş olan bu alanda kazlar, martılar, göller, korular ve çeşmeler ile bambaşka dünyaya giriyorsunuz. 


BOCCA DELLA VERITA




Bizim tabirimiz ile ilk yalan makinesi. 'Gerçeğin Ağzı' anlamına gelen bu heykel Roma'da Santa Maria in Cosmedin kilisesinin revakında bulunuyor. Mermer üzerine insan yüzü şeklinde yapılmış bir kabartmadır. Önünde uzun kuyruklar oluyor ama insanların tek yaptığı ellerini bu heykelin ağzına sokup fotoğraf çekinmek, illa böyle bir fotoğrafım olsun isterseniz sırayı bekleyebilirsiniz. Onun dışında parmaklıklardan kendisini görebilirsiniz. MÖ 1. yüzyılda Antik Roma çeşmelerinden birinin parçası olup aşağı doğru sarkan saçları, açık ağzı ve geniş göz yapısı ile muhtemelen tanrı Okeanos'u temsil etmektedir. Bu kadar ünlü olmasının sebebi eski bir efsaneye dayanıyor. Kabartmanın açık olan ağzının bir yalan dedektörü görevi gördüğüne inanılır. Ortaçağda kabartmanın ağzına elini sokan birisinin, eğer yalan söylüyorsa, elinin ısırılacağına inanılırdı. Bu inanç muhtemelen Romalı şair Publius Vergilius Maro'nun, kocasını aldatan bir imparatoriçenin 'Bocca'nın ağzını kullanarak kocasını kandırmasıyla ilgili şiirinden bozularak oluşturulmuş bir efsaneye dayanmaktadır. Ayrıca izlediyseniz Audrey Hepburn başrol oynadığı 'Roma Tatili' filmine konu olmuştu.




TRASTEVERE









Roma'da en sevdiğimiz bölgelerinden birisi. Özellikle akşam olduğunda öyle canlı bir hal alıyor ki. Bütün restaurantların ve mekanların toplandığı insanların doyasıya yiyip içtiği ve eğlendiği yer tam olarak burası. Arnavut kaldırımlı sokaklarını yürüyerek keşfedebilirsiniz.




 Kısa bir tarihi geçmişinden bahsedelim.  Önceleri Etrüsklere ait olan bu bölge Romalılar tarafından 'Ripa Estrusca' olarak adlandırılıyor ve Roma sıklıklı Etrüskler tarafından saldırıya uğruyor. Bu bölge Romalıların pek ilgisini çekmesede ilk Roma İmparatoru Caesar Augustus, Trastevere bölgesini Roma topraklarına katıyor.
Trastevere, Roma’da halen esnaf dükkanları ve atölyelerinin bulunduğu ender lokasyonlardan biridir. Santa Cecilia semtinin yakınında deri ve cam atölyeleri, hediyelik eşya satan dükkânlar, harika bir mozaik satıcı bulunmaktadır. Trastevere ayrıca İtalyan lezzetlerini denemek için de mükemmel bir destinasyondur

Vatikan ve Tiber Nehri arasında konumalanan Trastevere, şehir içinde bir şehir gibidir. Her fiyat aralığında mekan bulma ihtimaliniz var. Trastevere'nin meydanı olarak bilinen Santa Maria'nın tam ortasında bulunan Roma'nın en eski çeşmelerinden biri bulunuyor. 






Ayrıca bölgede bulunan Santa Cecilia Kilisesi de görülmeye değer. 5. yüzyılda inşa edilen ve Bakire Şehir Santa Cecilia'ya adanmış olan bir Katolik kilisesidir. Cecilia, müziğin ayinlerdeki merkezi rolünü sembolize eder. Cecilia'nın, Vali Turcius Almachius'un elindeki kocası Valerian ve erkek kardeşinin şehit edilmesinden sonra şehit edilldiği söylenmektedir. Ayrıca, Cecilia'nın ölümüyle ilgili efsanede, boynuna bir kılıçla üç kez vurulduktan sonra üç gün yaşadığını ve papadan evini kiliseye dönüştürmesini istediği de anlatılımaktadır.



Azize Cecilia, Callixtus Yeraltı Mezarı'na gömülmüştür ve daha sonra Trastevere'deki Santa Cecilia Kilisesi'ne transfer edilmiştir. 1599'da bedeni hala bozulmamış halde, uyuyormuş gibi bulunmuştur.




ROMA'DA YEME - İÇME


  • DON NİNO (DONDURMA)

        Trevi Çeşmesini şöyle bir tavaf ettikten bol bol fotoğrafladıktan sonra tam sol tarafta bu dondurmacı ile karşılaşıyoruz. Çeşit çeşit görünen tezgahı ile hemen dikkat çekiyor zaten. Aklınıza gelebilecek her çeşit birbirinden lezzetli dondurmaları var. Dondurmalar kadife gibi buz tadı değil gerçekten hangi çeşidinden aldıysanız buram buram o tadı alıyorsunuz. En güzel yanı ise böyle bir manzara karşısında olması. 


 

         

  • POMPİ

        Tiramisu severleri şöyle bu köşeye alalım lütfen. İtalyanlar bu işi biliyor arkadaşlar. Bir çok tiramisu çeşidi var en popüler olanları klasik, çilekli ve fıstıklı. Mekan içerisinde ki akış çok iyi hemen alıp çıkıyor ve kapının önünde ya da dilerseniz gezerek tiramisunun tadını çıkartıyorsunuz. Ama size tavsiyem güzel bir kahve eşliğinde bu keyfi İspanyol merdivenlerinde çıkartabilirsiniz. 


          

  • PASTIFICIO

        Ah bu makarnacı ile galiba bir gönül bağı kurduk! Bir kaç sene öncesine kadar tatlı bir teyzenin işlettiği bu küçük makarnacı şimdilerde onsuz devam ediyor. Kendisi vefat etmiş ama her yerde fotoğraflarını görebilirsiniz. Makarnalar bir kaç çeşit ve taze çıkıyor. Hemen alıp ayaküstü atıştırabiliyorsunuz. Eğer ben makarnanın çok pişmişini severim diyorsanız biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. İtalyada makarnanın hafif diri olanı makuldür! Bu mekan tam olarak Pompi ile karşı karşıya. 


 

         

  •   LA MONTECARLO

        Evet makarnalara pizzalara doyamıyoruz ve doyamayacağız. Neden İtalyaya geldik ama değil mi? Tamamen şans eseri keşfettiğimiz bir yer oldu ama iyi de oldu. Makarna ve pizza haricinde de deneyebileceğiniz şeylerin olduğu çok geniş bir menüye sahip. Özellikle mozzarella topları muhteşemdi! Bu arada İtalyada makarnayı ve pizzayı kötü yapan bir yere zaten denk gelemezsiniz. Özellikle makarna porsiyon olarak baya büyüktü. Bir sürahi dolusu şarap ile birlikte tüm yediklerimiz için toplam 30 EURO ödedik. 


 

         

  • SUPPLİ

        Dikkat dikkat! Sipariş verirken her an Mehmet Günsür ile yan yana gelebilirsiniz. Aynı yerden Suppli yemedik demeyiz. Öncelikle Suppli nedir?  Görüntü olarak içli köfteye benzeyen ama aslında Roma mutfağına özgü, domates soslu bir top pirinçten oluşan İtalyan atıştırmalıklarıdır. Bir parça mozzarella ile; lokmanın tamamı yumurtaya bulanır, galeta ununa bulanır ve kızartılır ve ortaya leziz mi leziz bir ürün çıkar. Duyduğuma göre de en güzeli burada yapılır. Merak etmeyin burada sadece suppli yok çeşit çeşit pizzalar, makarnalar ve lazanyalar bulabilirsiniz.



 

        

         

  • LA CANONICA 

        Ve Trasteveredeyiz. Bu güzel akşam yemeğini hakettik. Başka bir mekan için gidip burada karar kıldık. Yoksa makarna sunumları mı bizi kendine çekti bilemeyiz. Fettuccine Alfredo yemek için doğru yerdesiniz. Bu makarna hiç bitmesin istedim. Çalışanların gayet ilgili olduğu capcanlı bir mekan. İster içerde ister dışarda oturabilirsiniz. Hava soğukta olsa dışarıyı tercih edenler bizdendir. Dışarıdaki atmosfer bambaşka! Her yer ışıl ışıl, insanlar yiyip içip şarkılar söylüyor. Ve her an yan masadan arkadaşlar edinebiliyorsunuz :) İçki, makarna, pizza ve salata için toplam 45 EURO. 

 

         

  • ZERO SETTANTA CİNQUE

        Size makarnaya doyum olmuyor dedim en başta. Ben doyamadım ama bu mekanda farklı bir seçenek olarak et deniyoruz. Son günümüzde Bocca della Verıta için yürürken böyle tatlı bir mekanla karşılaşıyoruz. Bakıyoruz herkesin masasında turuncu içeceklerden var, hava sıcacık muhabbet koyu hemen dalıyoruz içeri. İtalyada neredeyse her masada bu içkiden görebilirsiniz. Neymiş bu yahu? Spritz derlermiş adına ve neredeyse bir kahve fiyatına alabiliyorsunuz. Her mekanda bulabilirsiniz, alkol oranı nedir bilmem ama daha çok meyve suyu tadı alıyorsunuz. Müthiş bişey. Koca bir tabak makarna ve et yedikten sonra tabi ki burayı favorilerimiz arasına alıyoruz. 


                        



 

         

  • L'ANTİCA FRASCHETTA

        Sabah İtalyaya veda edeceğiz kalk bi pizza daha yiyelim diyip otelden çıktık ve hemen kaldığımız yerin alt sokağında bu mekanı bulduk. Pizzaların hamurları diğer italyan pizzalarına göre daha kalın ama inanılmaz lezzetli. Özellikle Tunalı olanını denemenizi tavsiye ediyorum. 

 





💭 Roma Hakkında;

Bir yeri en güzel yürüyerek keşfedebilirsiniz, Roma'da tam olarak böyle bir yer. Sokaklarda kaybolun. Her sokak sizi bambaşka bir güzelliğe çıkartacak.

 


Turistik bölgelerde çok güzel fotoğraflarım olsun istiyorsanız sabah erken kalkın gitmek istediğiniz yere 07:00 - 08:00 aralığında gidin.

 


İtalyada tatlı olan kruvasanlara cornetto, tuzlu olanlara ise direkt kruvasan deniyor.

 


Eğer süt içmek istemiyorsanız latte sipariş etmeyin çünkü latte italyanca da süt demektir. Onun yerine cappuccino isteyebilirsiniz.

 


Çeşmelerden su içebilirsiniz. Roma şehri çeşmeleri bir çok kez kontrol etmiş ve saf olduklarına karar vermiş. Şişenize doldurabilir ya da çeşmeye ağzınızı dayamaya gerek kalmadan içebilirsiniz.

 


Mekanda oturup yiyip içmek ile ayakta atıştırmak arasında fiyat farkı olduğunu unutmayın.

 


Gitmek istediğiniz yerleri öncesinde internet üzerinden kontrol edin ve bilet alınması gereken yerlerin biletlerini öncesinde online olarak alın.

 


Eğer çok titizseniz yanınızda mutlaka ıslak mendil gezdirin çünkü hiç bir yerde yok. 


Unutmayın ki Roma bir açık hava müzesidir. Bastığınız her yer sanat eseri niteliğinde. Doyasıya gezmeniz dileği ile!









Yorumlar

Popüler Yayınlar