OCAK AYINDA BELGRAD'A GİDİLMEYECEĞİNİ KİM SÖYLEMİŞ?
Size her dilden merhaba demek çok hoşuma gidiyor. Bu diğer merhabalar gibi fazla aşina olduğumuz bir dilden değil fakat konuşulduğu yeri duymayanınız yoktur. Evet size bugün Sırbistanın en büyük şehri olan Belgrad’dan bahsedeceğim. Gittiğimiz zaman iyi ki geldik dediğimiz bir şehir oldu bizim için çünkü burası düşündüğünüzden çok daha güzel ve en önemlisi vizesiiizzz!
Belgrad seyahatimizi en başından gitmeye nasıl karar verdik kısmından anlatmaya başlıyorum. Keyifli okumalar!
İlk gezimiz gibi buda bizim için çok ani gelişti, bir anda kafamıza esti ve istediğimiz ülkelere şimdi gidemiyoruz madem yakınlarda ki vizesiz yerleri keşfedelim dedik, başladık araştırmaya ve Belgrad'ı bulduk. Şu aralar baya popüler olması, bizim paramızın değerli olduğu nadir yerlerden olması vs. gibi etkenler burayı tercih etmemizi sağladı.
Uçak biletlerimizi aldık. 2 gece 3 gün olmak üzere minik bir rota oluşturduk kendimize ve gezeceğimiz yerleri planlamaya başladık. Bu süreçlerde tabi ki en çok yardımı youtube videolarından ve blog sayflarından alıyoruz. Bir kaç tane video izleyip aynı şekilde seçtiğiniz iki seyahat yazısını okumanız Belgrad için yeterli olabiliyor.
Ben gitmek istediğim yeri araştırırken kendime bir karalama kağıdı yapıyorum çünkü bu tarz şeyleri telefona kaydetmek işimi hiç kolaylaştırmıyor.
Kalacağımız yeri arbnb’den ayarladık. Merkeze yakın bir stüdyo daire tuttuk, ev sahibi çok tatlı bir kadındı bize her konuda yardımcı oldu ve evden baya memnun kaldık merkeze yakınlığı, temizliği ve kullanışlı olması açısından her şey istediğimiz gibiydi. Gecelik 403 TL gibi bir fiyatı vardı. Yürüme en uzak mesafemiz 20-25 dakika falandı. Ev yada otel tutarken bunlara dikkat etmenizi öneririm toplu taşıma değilde yürüyerek gezebileceğiniz yakınlıkta yerler ayarlamanız da fayda var diğer türlü şehri pek öğrenemiyorsunuz.
Sabah erken saatte uçağımız vardı tam vaktinde havaalanına gidip yapmamız gereken her şeyi hallettik tam uçağa bineceğimiz sırada Emre cüzdanını kaybettiğini farketti. Bizi bir telaş sardı binsek mi binmesek mi arasında kaldık çok hızlı karar vermemiz gerekiyordu çünkü 3 dk sonra kapıları kapatacaklardı. Ve benim kredi kartıma güvenip uçağa bindik.
Belgrad’a yaklaştıkça uçağın penceresinden meraklı meraklı dışarıyı izliyordum ki birde ne görelim her yer bembeyaz.. Gitmeden önce hava durumuna tabiki bakmıştık fakat sadece soğuk olduğu görünüyordu. Kar görünce bir afalladık. İnip pasaport kontrolünden geçtik sadece bize ne için geldiğimizi ve aşı sertifikalarımızı sordular. Eğer ki aşı olmadıysanız 72 saat içerisinde yapılmış bir pcr testi istiyorlar. 💉
Havaalanından bir miktar para çekip otobüs durağına gitmek için dışarı çıktık. İlk gün ciddi anlamda çok soğuktu beklemeyip taksiyle mi gitsek diye bir düşündük ama başka bir şehirde zorluk çekmek en güzeli, bu şekilde sistemini öğrenme şansınız oluyor bu yüzden otobüste karar kılıp beklemeye başladık.
Size tam burada Belgrad’da ki otobüs şoförlerinin tatlılığından bahsedeceğim, gerçekten o kadar yardımseverler ki boş bir otobüs durakta durdu, şoför buraya otobüsün çok sık gelmediğini söyledi ve bizi alıp diğer durağa götürdü hiç bir şekilde yardım istemediğimiz halde. Belgrad’dan dönüş zamanı da bu tarz bir şey ile karşılaştık, bizden ücret almadı bu seferlik bizden olsun gibisine. Bu arada sadece şoförler değil şehirde ki insanlar da aynı şekilde kibar ve sakinler.
Bu arada merkeze gitmek için havaalanının önünden 72 numaralı otobüs geçiyor ücreti de 150 RSD. Aynı şekilde havaalanına gelmek içinde bu otobüsü kullanabilirsiniz. Aşağıya merkeze en yakın durağın fotoğrafını bırakacağım.
11’de evin müsait olmasını beklememiz gerekiyordu bu yüzden daha fazla açlığa dayanamayıp kahvaltı yapmak için gördüğümüz ilk yere girdik ismi ”Hleb & Kifle” görmememiz mümkün değil gerçi sonradan farkettik ki neredeyse her yerde bu fırından var. İçinde çeşit çeşit tost börek tatlı ne ararsanız bulabilirsiniz. Emre iki tane patatesli börek aldı bende bir tost yedim ki yok böyle bir tost hemen içinde ne var ne yok öğrendim. Yanına da birer kahve aldık. Bunlara toplamda 717 RSD ödedik ve orada anladık ki aslında burası söylenildiği gibi ucuz değil..
Evimize gelip eşyalarımızı yerleştirdik bir anda ısınınca mayışıp bir kaç saat uyumuşuz. Uyanınca kalkıp hem şehri biraz tanıyalım hem de listemizde yazan yerler cidden bu kadar yakın mı diye bir bakalım dedik ve cidden dışarıya çıkıp on adım sonrasında ilk durağımıza geldik. Her yer birbirine o kadar yakın ki kendimizi hiç kasmadık çünkü gün sonunda hala vaktimiz kalacağına emindik.
Tüm bu yerleşmeler bittikten sonra artık gezmeye başlıyoruz. İlk durağımız;
•Trg Republike ( Cumhuriyet Meydanı)
Burası şehrin en ünlü meydanıdır. Turistlerin gençlerin yaşlıların ve yerli halkın buluşma noktası diyebiliriz. Cumhuriyet Meydanının tam ortasında Prens Mihalovanın anıtı bulunmaktadır. Prens Mihailo buradaki Osmanlı egemenliğine son veren kişidir ve eliyle istanbul’u göstermektedir, türklerin ait olduklara yere istanbul’a dönmelerini işaret eder.
Anıtın etrafında bir çok önemli yapı var. Gittiğiniz zaman olduğunuz yerde bir tur dönmenizi tavsiye ederim hepsini tek tek göreceksiniz. Ulusal Tiyatro Binası, Zoran Dindic adına yapılan bir park ve Sırbistan’ın en önemli kültürel yapılarından birisi olan Sırbistan Ulusal Müzesini görebilirsiniz.
Ulusal Tiyatro Binası
Sırbistan Ulusal Müzesi
• Knez Mihailova Caddesi
Bu cadde Belgrad’ın ana yaya bölgesidir. İstanbul’un istiklal caddesi gibi düşünebilirsiniz çünkü oraya çok benziyor. Alışveriş yapabileceğiniz mağazalar, sergiler, çeşitli müzeler barındırıyor içerisinde. Cadde üzerinde ki binaların tarihi roma dönemine kadar uzanıyor. Caddenin bir ucu Terazje Meydanına diğer ucu Kalmegdan tarafına açılıyor. Bizim en beğendiğimiz yerlerden biri oldu açıkçası ocak ayında gitmemizin en güzel yanlarından biri de şehrin çok sakin olmasıydı. Bu sebeple caddede pek insan yoktu her yeri doyasıya inceledik.
Bu iki yer Belgrad’ın kalbi diyebiliriz. Şimdi gelelim Belgrad pahalı mı ucuz mu?
Bu geldikten sonra bize en çok sorulan soru oldu malum kur farkları yüzünden yurtdışına çıkmak zaten hayal gibi bir şey oldu. Cevabımız malesef EVET.
Belgrad bize çok pahalı geldi. Aslında para değeri karşılaştırması yaptığımız zaman bizim paramız daha değerli görünüyor fakat enflasyon durumunu göz aradı edemiyoruz ve burada da ciddi bir enflasyon olayı var. Bir kaç farklı market gezdik fiyatları görebilmek açısından su bile pahalı yani en basit olarak bunu söyleyebilirim.
Onun dışında burada alışveriş yapmayı düşünüyorsanız, biraz da o hevesle geliyorsanız üzülerek hevesiniz kırılacak diyorum. Yeme içme olayı da aynı şekilde hiç bir şey ucuz değil malesef. Tabi ki bundan bir sene bile değil bir beş ay öncesine kadar burada ciddi anlamda her şey ucuzmuş.
Yeme içme demişken tabi ki ondan bahsetmeden geçemeyiz değil mi?
•Kajmak
Yukarıda size bir tosttan bahsetmiştim işte o tostun içinde de kaymak vardı. Bu bizim bildiğimiz kaymağa benziyor fakat bizden farklı olarak genellikle et yemeklerinin yanında servis ediliyor.
•Pljeskavica
Boşnak köftesi ya da pljeskavica adıyla tanınan bu yemeğin en büyük özelliği kocaman köftelere sahip olması. Genelde domuz kıymasından yapılıyor biz tüketmediğimiz için orada denemedik nasıl bir şey olduğunu fakat yapılışını izledik.
•Cevapcici Kebabı
Balkan usulü köfteye Türkçe’deki “kebap” kelimesinden gelen cevapi yada cevapcici deniyor. Koyun veya dana kıymasıyla yapılan bu köfteler somun denilen yassı pide veya ekmeklerin arasına bol soğan ve kaymak koyularak ikram ediliyor.
•Gibanica
Gibanica, tüm Balkanlar’da popüler olan geleneksel bir hamur işi yemeğidir. Genellikle süzme peynir ve yumurta ile yapılır. Tarifleri tatlıdan tuzluya ve çok katmanlı keklere kadar değişebilir.
Daha bir çok farklı yemek ismi duyduk fakat buradaki yemek kültürü ile bizim yemek kültürümüz aynı bir çoğunda isim benzerliği de görebiliyoruz. Bundan dolayı çoğu yemeği tatmadık.
Belgrad sürecini bu şekilde tamamladık. Görmeniz gereken yerler ve daha fazlası için bundan sonra ki belgrad yazılarıma göz atabilirsiniz. Beklemede kalın.. 🙋🏻♀️








Yorumlar
Yorum Gönder