HASAN ŞAŞ'IN EN ÜNLÜ OLDUĞU ŞEHİR SHARM EL-SHEİKH!

 





HELLO MY FRİEND!

    Yazılarıma her zaman gittiğim şehrin veya ülkenin merhabası ile başlarım fakat Mısır'a turist olarak geldiyseniz duyduğunuz tek merhaba bu olacak. Döndükten sonra bile kulaklarımızda  hello my friend, yavaş yavaş hasan şaş gibi sözlerin çınladığı Sharm el-Sheikh gezimizi anlatmaya başlayalım.

    Ocak ayından bu yana seyahat etmediğimiz için fırsat yakalayınca nereye gitsek diye her yeri araştırmaya başladık. Yaklaşık 4 günlük bir boşluğumuz olduğu için yakın ve vizesiz olması önceliğimizdi derken bir baktık Sharm el-Sheikh vize uygulamasını komple kaldırdı. Görmek istediğimiz yerlerden birisi kesinlikle Mısırdı fakat vize olması ve vizeyi almanında diğer ülkelere göre zor olması nedeni ile uğraşmak istemedik. 

    Aynı şekilde Kahire içinde kapıda vize şeklinde bir kolaylık sağlandı ancak bizim vaktimiz az olduğu için Kahireyi başka bir zamana bıraktık. 

    Sharm el Sheikh'e günde iki uçuş var biri 22:00 diğeri 00:55 biz erken olanı tercih ettik. Gitmeden önce tabi ki bizden istenebilecek her şeyin fotokopisini çıkarttık. Aşı kartları, otel rezervasyonu ve hesabınızda para olduğuna dair kanıt sunan bir belge yeterli olacaktır. Eğer ki çift doz aşınız yoksa PCR testi istiyorlar.

    Uçakta ülkeye giriş için bir form dağıtıyorlar. Formları pasaport kontrolünde görevli alıyor aynı şekilde dönüşte de bagaj tesliminde formu alıp dolduruyoruz.

    Sharm el sheikh havaalanına ilk girişte iki sağlıkçı pcr testlerini ve varsa aşı kartlarını kontrol ediyor. Sonrasında pasaport vs. kontrolleri için sizi yönlendiriyorlar.

    İşlemleri tamamladıktan sonra bizi otelimize götürmesi için Mohammed Ali diye bir taksici abimizle iletişime geçmiştik fakat 45 dakika boyunca bizi bekletti ve gelmedi sonrasında başka bir taksici kendisini onun yolladığını ve bizi aynı fiyata götüreciğini söyleyince kabul ettik. Çok sonra anladık ki aslında yalanmış :) Anlaştığımız fiyata gittiğimizden çok sorun etmedik. Otele gitmek için 11 dolar verdik çünkü okuduğumuz bir çok yerde bu fiyatın ortalama hatta iyi olduğunu görmüştük, keşke pazarlık yapsaydık diye çok düşündük çünkü dönüşümüz de sıkı bir pazarlık ile aynı yolu 4 dolara gittik. Her işin bir ilk günü vardır derler biz de ilk günümüzü normalinden daha pahalıya geçirsekte sonrasında jetonlar düştüğü için bizi daha fazla kazıklayamadılar. :) 

    Biz Novotel de kaldık ve iyi ki burayı tercih etmişiz diyorum çünkü ciddi anlamda çok beğendik ulaşım ve sessizlik açısından çok güzeldi aynı şekilde çalışanları da güler yüzlü her yaptıkları işten karşılık olarak para bekliyor olmaları dışında bir sıkıntı yoktu bizim için.

Novotel.

    Otel palm ve beach olarak ikiye ayrılıyor biz Palm kısmında kaldık ama neresinde kalırsanız kalın o otelin müşterisi olduğunuzdan iki tarafıda kullanabiliyorsunuz. Plaj beach kısmında oluyor. Biz de ilk günümüzün sabahında kahvaltı yapıp plaja indik. Yanımızda şnorkellerimizi de almıştık çünkü kıyıda bile resifler var ve su altı çok güzel. Şnorkelle bile o kadar çok balık çeşidi gördük ki balıklar resmen insanlara alışmışlar, yanınıza geliyor etrafınızda yüzüyorlar. Biz özellikle bu mavi balıkları çok sevdik. 💙



                                                                                                               Otelin plajından.



    Meksikadan sonra gittiğimiz ikinci sıcak yerdi burası ama hiç nem olmaması bizi çok mutlu etti. Gelip dinlendikten sonra biraz etrafı keşfetmek ve yemek için dışarı çıktık. Bir çok yere taksi ile ulaşımın olduğunu söyleyip size bunu öneriyorlar. Biz de illa ki bir dolmuş otobüs vardır canım diye düşünüp etraftan bilgi toplamaya başladık ve tabi ki varmış hem de o kadar uygun ki. İki kişi için 5 mısır poundu olduğunu söylediler. Açıkçası turist olduğumuz için ne kadar verirsek o kadar aldıklarını farkettik kesinlikle para üstünü vermiyor size unutturmaya çalışıyorlar bu açıdan insanlarına kafamızdan düşük puan verdik. 

    Old Town'a gitmek için dolmuşa bindik ve yol üstünde görmek istediğimiz iki yapı daha vardı o yüzden erkenden indik ve biraz yürüyüp The Heavenly Catedral ( cennet gibi kilise) anlamına gelen o muhteşem yapıyı görmeye gittik.  Baya merkezde kalan ve etrafında hiç bir turistik olayın olmadığı bir mahallenin ortasındaydı bu kilise. Girişte ki görevliler üzerimize giymemiz için uzun bir elbise verdi. Pantolon dahi giymiş olasanız farketmiyor,  kolların açık olmaması gerekiyormuş. Giyinip içeri girdik ve kilisenin yapısına içeride ki o ihtişamlı görüntüye resmen bayıldık. Giriş için hiç bir ücret vs alınmıyor dilediğiniz gibi gezip fotoğraf çekebiliyorsunuz.


                                                                                                                  The Heavenly Catedral.  

                                                                                                         

    Bir diğer durağımız Al Mustafa Cami oldu. Bu cami aslında bize piyangodan çıktı diyebiliriz burada olduğundan haberimiz yoktu ama yolumuzun üstünde olunca gezelim dedik. Bizce görülmesi gereken yerlerden biriydi. Bu tarz yerlere gün batımına doğru giderseniz çok daha güzel görüntüler yakalayabilirsiniz. Sharm el Sheikh gerçekten süprizler ile dolu bir şehir gezdiğiniz her mahallesinden her sokak arasından sizi büyüleyecek bir yapı ile karşılaşma olasılığınız çok mümkün.

                                                                                                        Al Mustafa Cami.

   

 Asıl hedefimiz olan Old Town'a gitmek için tekrar dolmuşa bindik. Artık akıllandığımız için 5 mısır poundundan daha fazla para vermedik. 

    Old Town, İstanbulda ki mısır çarşısına çok benziyor. Eski dükkanların baharatçıların ve daha çok turistlere yönelik eşyaların satıldığı dükkanlarla dolu rengarenk bir yer aslında. Sizi gördükleri anda nereli olduğunuzu sormaya başlıyor ona göre türlü türlü şirinliklerde bulunuyorlar. Her hangi bir şey beğendiyseniz ve almak istiyorsanız bir fiyat alın ve çok yüksek olduğunu belirtip tepki gösterin. Başlangıç fiyatlarını ciddi anlamda çok yüksekten açıyorlar. Size 200 dedikleri ürünü 20'ye verdiklerini bile görebilirsiniz. Daha fazla düşümem dedikten sonra tamam diyip dükkandan çıkarsanız bir kaç dakika sonra yanınıza gelip kabul ediyorlar. İlk baktığınız dükkandan almak zorunda da değilsiniz aynı şeyi satan türlü türlü yerler var kafanızda bir kaç yer belirleyip hepsinden fiyat alın. :) 







    Bir kaç blog sayfasından Old Town'da olan bir balık restaurantı olduğunu okumuştum ismi Fares Sea Food  hem lezzet hem de fiyat bakımından iyi olduğunu yazmışlardı. Evet lezzet bakımından güzel olsa da fiyat bakımından hiç söylendiği gibi değildi. Ayrıca hizmet konusunda da resmen berbatlar. Bir çok şey sipariş etmemize rağmen minicik tabaklar da getirdikleri mezeleri dahi ücrete dahil etmişler ayrıca sipariş etmediğimiz bir kaç yemeği daha. İtiraz etsekte anlamamazlıktan geldiler. Kısacası giden olursa kapısından dahi geçmemesini tavsiye ediyorum onun gibi bir çok sea food yiyebileceğiniz mekan var. Mekanda güzel olan tek şey terasta oturup yemeğinizi yerken Al Sahaba Camiyi izleyebiliyorsunuz. Alt kısma o muhteşem manzarayı ekliyorum.

                                                          Fares Sea Food Restaurant.



Günün sonunda biraz daha gezinip bir sonra ki gün için tur satın almaya karar verdik. Çarşının ortasında stant açan birine fiyatları ve tur içeriklerini sorduk. Renkli Kanyonlar görmek istediğimiz yerlerden biriydi ve böyle bir turun olduğunu söyledi. Tur tam olarak şu şekildeydi; sabah erken saatte alınıp önce kanyonları görecek sonrasında bir lunch yapıp minik bir deve turunun ardından Blue Holl diye bir yerde şnorkel yapacaktık. Dedikleri gibi de oldu fakat her şey o kadar göründüğü gibi değildi ki. Öncelikle Sharm el-Sheikh’te bir çok kanyon varmış ve bizi fotoğraflarda gördüğümüz yere değil aksine dağın taşın içine götürdüler ve yaklaşık 2,5 saat yol çektik. Sıcağın altında yürütüp tekrar yola çıktık güya lunch yapacağız. Bir tabağa azıcık pilav yanına bir tavuk (kafes kısmını koymuşlar içinde asla et yoktu.) ve salata. İçecek dahi vermediler ondan bile ayrı ücret istiyorlar. Moralimiz bozulsa da günü mahvetmemek adına ses çıkartmadık. En son şnorkel yapacağımız zaman aldığımız pakette Blue Holl olmadığını söyleyip bizi normal bir yerde yüzdürdüler ve artık sabrımız taştığı için ofisten birileri ile görüşmek istediğimizi söyledik arayıp konuştuk. Israrlarımıza ve şikayetlerimize karşılık özür dilediler, tabi ki kabul etmedik ve paramızı geri istedik. Tura 60 dolar vermiştik. 40 dolarını alabildik :)





    İkinci günümüz aksiliklerle dolu olsa da biz Sharm el-Sheikh’i çok sevdik. Kendi çapımızda gezmeye karar verdik.

Otelin yakınlarında Genena City diye bir avm var. King Tut Müzesinin de içinde bulunduğu yer. Yemek için oraya gidelim dedik yine karşımıza Fares Restaurant çıkınca orada ki görevliye avm dışında nerede yiyebileceğimizi sorduk. Hemen çıkış kapısının karşısında El Arab adında bir yer var. Fast Food ağırlıklı bir yer ama porsiyonları kocaman ve fiyatlar inanılmaz uygundu. Öneridir! 🫠

    Bir sonraki günümüz de bol bol yüzdük ve su altını keşfettik. Yüzerken mercan resiflerine basmamaya dikkat edin eğer varsa deniz ayakkabısı almanızı tavsiye ederim.Ayrıca güneş kremi almayı ihmal etmeyin! Istakoz gibi yanabilirsiniz :) Bazı büyük balıklar alanlarını koruma amaçlı sizi kovalayabiliyor veya minik minik ısırabiliyorlar. Aklımızda dalış ve safari vardı aslında fakat dalışa çok gerek duymadık hem bize fiyatları abartı geldi hem de şnorkel yeterli oldu.

    Akşam için hazırlığımızı yapıp en çok merak ettiğimiz mekana doğru yola çıktık.  Farsha cafe ❤ Buraya gün batımında gitmeyi çok istiyorduk gördüğümüz videolar ve fotoğraflarda en güzel vaktin bu olduğuna karar verdik. Bu yüzden öncesinde hem alışveriş yapalım hem de yemek yiyelim diye Old Town bölgesine tekrar gelip arka sokaklarda bir dükkana girdik. Sahibi çok tatlı bi amcaydı belki daha uyguna alırdık seçtiğimiz ürünleri ama vaktimiz olmadığından çok uğraşmayıp kendisinden çeşit çeşit çaylar aldık. Kesinlikle gittiğiniz de az az alıp denemenizi tavsiye ediyorum. Biz mango, limon ve ananas çayları aldık. Kokuları inanılmaz! Sonrasında İbrahim amcamızın bize önerdiği yine Old Town bölgesinde olan bir restauranta gittik. İsmi Abo Ali. Yöresel yemekleri tadabileceğiniz aklınıza gelebilecek her çeşit yemeğin olduğu bir yerdi. Fiyat bakımından da ortalamaydı lezzet bakımından da beğendik. Özellikle Falafel denemenizi öneririm :) 

Ve geldik Farsha’ya. Biz buraya resmen bayıldık! Asla aynı atmosferin yakalanmayacağını bilsekte, kafamızda türlü türlü planlarla bunu türkiyeye nasıl uyarlayabiliriz diye düşünmeden edemedik. Falez üzerine kurulmuş, eski antikalarla dolu masal gibi bir yer. Ayrı ayrı bütün detayları ile büyüleniyorsunuz. Sabah plaj akşam Restaurant olarak kullanılıyor. İnanılmaz güzel bir gün batımı ve kendine has müzikleriyle cidden bütün turistlerinde uğrak yeri olmuş. Kazancı siz düşünün :) Fiyat olarak bize uçuk gelmedi açıkçası mekanın popülerliği ve hizmet performansı ile karşılaştırınca gayet normaldi.







    Mekandan çıkıp otele geçecektik ki son günümüz için safari turu alalım dedik. Tekrar old town'a geçip bir kaç tur şirketi gezdik ve en sonunda bir tanesi ile anlaştık çok güzel ilgilendiler, bir ara turu unutup muhabbete daldık. Kesinlikle tavsiye edebileceğimiz bir tur şirketi. İki kişi için 25 dolar ödedik. Ayrı ayrı Atv kullanmak istediğimiz için fiyat bu şekilde eğer ki çift olarak tek Atv kullanmak isterseniz 13 dolar oluyor. Ayrıca kafamıza bağlamamız için bize iki şal hediye ettiler. Bir sonra ki gün ciddi anlamda hayati önem taşıdığını anladık. Gözlüksüz ve şalsız safariye asla gitmeyiniz! :)

    Turları gün doğumu ve gün batımı olarak ayarlıyorlar ki harika bir görüntü olsun. Biz gün doğumu tercih ettik çünkü akşamına uçağımız vardı ayrıca daha serin olabileceğini düşündük doğru da düşünmüşüz. Her şey o kadar güzeldi ki 03:30 uyandık 04:00'e bizi aldılar ve Soho Square tarafına gidip safari için kullanılan çöle gittik. Safari 1 saat sürdü ve aşırı eğlendik. Belli durak yerlerinde durup bir kaç etkinlik yaptık. Bir şeyler içmek için durduğumuzda bize çay ikram ettiler onun dışındaki her şeyi ücret karşılığında alıyorsunuz. Mesela bir kola 2 dolar :)







Son günümüz de otel bize 12'de çıkış yapmamıza rağmen eşyaların durabileceğini, istediğimiz gibi otelde vakit geçirebileceğimizi söyledi ve bizim için çok büyük bir nimet oldu bu. Akşam 00:30'da uçağımız olduğu için ne yaparız diye düşünüp duruyorduk. Ayrıca otelde geç giden müşteriler için bir alan ayrılmış, duş alıp dinlenebiliyorsunuz. Müthiş bir şey!


    Şehirde en hoşumuza giden şeylerden ve kendi ülkemiz de yakındığımız durumlardan biri de trafikteki insanların yayalara olan tavrıydı. İstisnasız her karşıdan karşıya geçişlerimiz de durup size yol veriyorlar. Hatta otelin önünde bekleyen görevliler sizi elinde kırmızı bir ışık ile karşıya geçiriyor. İlk gün bunu yaptığında otele yeni geldik jest yapıyor diye düşündük ama asla öyle değil on defada gelip gitseniz sizi yine aynı sabırla karşıya geçiriyor. Bizce çok tatlı bir hareket. :)

Toparlayacak olıursak Mısır'da kesinlikle yapmalısınız dediğimiz tek şey PAZARLIKTIR. Utanıp sıkılmanızı gerektirecek hiç bir şey yok elinizden geldiğince zorlamanızı tavsiye ederim. Zaten pazarlık yaptığınızı görünce Türk olduğunuzu anlıyorlar ve Türklerden pek hoşlanmıyorlar. İstedikleri kadar hoşlanmasınlar bu bizi kazıklayabilecekleri anlamına gelmiyor elbette :) Bu şekilde uygun bir tatil yapmış olursunuz ve yapmak istediğiniz aktiviteleri elemek zorunda kalmazsınız çünkü ciddi anlamda aktiviteler pahalı. Şimdiden  gidecek herkese iyi tatiller! Yazılarımı okuyan okurlara ise teşekkürler! 💚




Daha fazlası için lütfen instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın!

ily.traveling.co






Yorumlar

Popüler Yayınlar